web statisticsweb statistics Çorum | Osmancık | Kamil Köyü

   
 
Dernek Haberler

Sayaç
Bugün : 148
Dün : 272
Toplam : 833034

Faydalı Linkler
Osmancık Milli Eğitim
Osmancık Kültür Turizm
Osmancık Gündem
Osmancık Gazetesi
Osmancık Haber
Osmancık Havadis
Osmancık Net Haber
Osmancık Hastanesi
Osmancık Yayla Haber
Osmancık Belediyesi
Osmancık Kaymakamlığı
Çorum Belediyesi
Çorum İl Özel İdaresi
Çorum Valiliği

 

 

 

 

 

 

 


 

Kamil Köyü web sitemiz; Tüm köy halkı adına onların düşüncelerini, yaşantısı ve hayatını gelecek nesillere aktarma düşüncesi ile hazırlanmıştır.

Kamil Köyü / Kültürümüz
 


Resimde gördüğünüz kıyafet, pırtı adıyla tabir edilen bayanlarımızın giydiği köyümüze özgü yöresel kıyafetimizdir.

Kıyafetin ana parçaları şunlardır:
Altta:
Şalvar - 3 etek - Kuşak - Nakışlı örme çorap ve ayakkabı.
Üstte:
Zıbın - Göynek - Bol nakışlı önlük

Baş kısmı:
Alınlık (Ağca adı verilen küçük gümüş paraların eğik olarak üst üste dizilmesiyle alın kısmının kapatılmasını sağlayan parça) - Depelik (Tamamı yine gümüşten olan ve çok özel bir gümüş işçiliği ile yapılan, başın üst kısmına takılan kıyafetin en özel ve değerli parçasıdır)

Karanfil nakışlı eşarp - Ayrıca saçlarada gayten örülür.

Takılar:
Boyun kısmına; ağcaların (gümüş para) sıralı halde dizilmesinden oluşan ve çapraz adı verilen kolye takılır. Kollarda yine özenli bir el işçiliği ile gümüşten yapılan ve Top adı verilen kolye takılır. Belin her iki yanında kuşağa bağlı iki adet işlemeli bıçak vardır.

Osmancık Deyimler Sözlüğü

Osmancık, zengin bir yerel söyleyiş biçimine ve ses birikimine sahiptir. Öz Türkçe deyimlerin yanı sıra, eski çağ medeniyetlerinin söz ve ses birikimi hala halk arasında kullanılmaktadır.
Dilbilim açısından önemli bir kaynak olduğunu düşündüğümüz yerel "ağız" ve "söyleyişlerin" incelenmesi ve örneğin bir Osmancık Sözlüğü´nün oluşturulması, hem Türkçe´nin ses zenginliğine katkıda bulunacak hem de tarihsel planda dilin nasıl bir gelişim gösterdiği anlaşılacaktır.
Örneğin "Vittirdek" kelimesi Osmancık yerel söz dağarcığında " kurbağa lavralarının kuyruklu haline" verilen ad.
Biz aşağıda bu kelimelerin bir kısmını derledik. İnceleyince kendi yörenizle benzeşen ya da başka dillerdeki söyleyişlere yakın olan ya da son derece ayrıksı olduğunu düşüneceğiniz pek çok terimle karşılaşacaksınız.


- A –


Abıca: Amca
Acuk: Yabani elma
Ağuz:Doğurup süte gelen hayvanın ilk günlerindeki koyu kıvamlı sütü.
Akpakla: Kuru fasulye
Alagün: Güneşli bir gün, bulutsuz hava
Alağun: Alabildiğine bağırarak ağlamak
Alağuncu: Alağunlu ağlamayı adet haline getirmiş olan
Annaç: Karşılık
Anteri: Entari
Apalama: Çocuğun emekleme hali
Ardılmak: Yük olacak biçimde yerleşmek
Aşene: Mutfak
Atlampa: Dört nala koşmak
Atlankaya: Çocukların bir tür oyunu.
Ayakcak: Yürüteç
Aydaş: Alabildiğine zayıtlamış bebek
Aze: Organ
DEYİM:
Ağzı kokulu yaren : kişinin sürekli yakınında olan sevgilisi
Arasına darı tanesi sığmamak : sözleri normal aralıklarla özen göstermeden peş peşe ulamak
Atlampaya kalkmak : önünü ardını gözetmeksizin dört nala koşmak
Ayağı karıncalı : adı çıkmış hafif kadın


- B -


Balak : kedi, köpek ve manda yavrusu
Banma : en büyük bakır kazan
Bayaktan : az önce
Bedel : merdiven basamağı
Bedürük : eğrilmek için temizlenerek rulo yapılmış yün,
Bağırdak : beşikte yatan çocuğun düşmemesi için bağlanan örtü
Belemek : bebeğin uyuması için yapılan işlerin tümü
Berçi : mavi göz
Bertilmek : adele zedelenmesi
Bıldır : bir yıl öncesi
Bidilik : çok küçük ceviz
Bizeğel : kısa bir süre sonra
Börtmek : haşlanmak, tam pişmemem durumu
Büküzümü : böğürtlen
Büşürgeç : pişirgeç, yufka pişirmede kullanılan alet
Büzük : 1. kenarı köşesi çekilmiş 2. kıç, g.t Bi dıkım : bir lokma
Bi sokum : yutulacak en küçük parça
Bi tüğümcük : parçanın en küçüğü
Bizeğel : az sonra
Bi zorlu bi zorlu : çok güzel
B.kun adını ‘badı saba´ koymuşlar : hiç değeri olmayan şeylere ‘sabah rüzgarı´ dem

- C - Ç -

Cancak : yemek yerken imrendirme eylemi
Capcuk : söz ve eylemlerinde tutarsız olan
Caşdak : oturaksız, üstüne düşmeyen işlere kalkışan
Caydak : içi boşalmış eşya
Cılk : içi kokuşmuş
Cımbak : gövdesi çıplak
Cımb : bir salkım üzümdeki küçük dalcık
Cınbüzük : olmadık şeylerden etkilenip, ağlayıp sızlayan
Cırtcılı : en sonuncu
Cibik : köşe
Cocili : neşe yaratan , dili tatlı çocuk
Comba : burulmamış genç manda
DEYİM:
Cannalası : canı çıkası
Cıldır cıldır : dupduru, suyu pek çok (yemek için kullanılır)
Cıbıbık dedirtmek : bıktırıp usandırmak
Cörredene akmak : bol suyun kısa sürede birdenbire boşanması
çalmaç : fasulye, domates gibi sebzelerin ağması içn dikilen dal parçası
çapar : güneşe bakamayacak denli sarışın, kaşı, kirpiği beyaza yakın renkte
çapıla : terlik gibi arkası basık, hafşf yaz ayakkabısı
çaynik : çaydanlık
çekme : topraktan yapılmış derince kap
çemkirme : yüze gelme, birisi ile konuşurken kural tanımama, karşısındakinin sözünü kese kese ve azarlar gibi yanıt verme
çeten : saman taşımak için kalınca dallardan yüksekçe örülerek kağnı üstüne yerleştirilen araç
çiğit : çekirdek
çildağım : darmadağın yerlere saçılmak
çimke : hayvanların topuklarının biraz üstünde ayak kısmına değin olan kısım, hayvanın paça pişirmede kullanılan bölümlerinden
çimmek : yıkanmak
çintermek : yoğun bir dikkatle bakmak
çirkef : çamurla karışık pis su
çişdik : tam gelişmemiş çocuk veya insan
çıbartma : ince bir çubukla vurulması sonucu vücutta duyulan sızı
çoğlu : genellikle pekmez yaparken, kazandan şıranın alınmasında kullanılan, büyük ve derince saplı bakır kap
çon : vücudun basen kısmı
çot : bacak arası
çöğdürçüş : tahterevalli
çöğdürmek : erkeklerin işerlerken sidiklerini uzağa boşaltmaları
çömçe : pekmez kaynatırken, hem pekmezi karıştırmada, hem de yüzüne gelen kef denilen köpüğün alınmasında kullanılan uzunca saplı, azıcık çukurca bakırdan yapılmış araç
çördük : yabani armut
çöşdürüm : kural dışı davranışlar
DEYİM:
Çipil çipil : bir maddenin bulaşması ile yapışkan durum alması
Çipil gözlü : çapaklı, sulu gözlü
Çiğitli sıçma : işe yarar kurallara uygun iş yapma
Çöşdürüm oynamak : bir ev veya iş yerinde, kural tanımadan büyük, küçük bilmeden kendi bildiğince eylemler yapılması

- D -

Dalap : büyükbaş hayvanın çiftleşmeye hazır duruma gelmesi
Dallampa : değneğin meyve düşürme amacıyla havaya fırlatılması
Daşık : kendi varlığını ve benliğini abartan kimse
Densük : kendini kural dışı gibi gösteren kimse
Dorukmak : çağrısız konuk olarak yerleşmek
DEYİM:
Dandininde oynamak : kendi bilgi ve düşüncesini bir yana iterek başkasının güdümünde olmak
Dandininde oynatmak : bir kimsenin başkalarını dildiği gibi kullanması
Dey daha : işte orada
Dey dey daha hollukta : aradığının nerede olduğunu biliyorum ama, bunu sen bulamazsın

- E -

Eci : kız kardeş
Eğrek : toplantı yeri
Elevay : beceriksiz, elinden iş gelmeyen
Ellem : her halde
Emen : 1. oyun oynarken odak yeri kabul edilmiş yer 2. sebze için ekim ve dikime hazırlanmış yer
enek : bilye
ersün : teknedeki hamuru kesmeye ve ele bulaşan hamurdan eli temizlemeye yarayanü saplı ve yassı demirden alet
DEYİM:
Eğrek yeri : sabahları, büyükbaş hayvanların sığırtmacın emrinde toplandığı yer
Eğsik etek : çaresiz kadın
Eli bek : çok tutumlu, cömert olmayan
Elim ayağım karaçalı : tüm organlarım oynadığımız oyunun içinde
Elim hamur karnım aç : gereksinimleri karşılayan kişi olmasına karşın, bu ürün veya hizmetten yoksun kalmak
Eski b.ka su serpmek : unutulmuş kötülükleri su yüzüne çıkartmak
Eşeğim kiraya : bir tür oyun
Eşeğimin kulakları civredi : bu insanın canı çok yandı, yerinde duramaz artık

- F -
Fatmacık : gül hatmi çiçeği
Felenga : tepesi üstü
Feşel : yaramaz
Filke : musluk
Fışkı : kokuşmuş nesne
Firik : büyüme aşamasını tamamlamamış piliç
Forşumak : iyice gevşemek
DEYİM:
Felenga aşmak : tepesi üstü gitmek
Fişir fişir yanma : çok kaşındırıcı biçimde olağanüstü yanma


- G -

Gadder : derecesi yüksek
Gadimi : sürekli
Gak : olgun meyvelerden kesilerek hazırlanan hoşaflık
Gakırdak : koyun kuyruğunun kavrulmuşu
Garangut : kararmaya yüz tutmuş
Garçin : bir çeşit kundura
Gartal : yumurtalıkları çıkarılmış erkek manda
Gasbeten : özellikle
Gaşmer : insanlar arasında gülünç duruma düşen
Gatık : yağı alınmış yoğurt
Gerük : kenarları gerilerek büzülmüş
Gıncırdak : bir oyun aleti: yere çakılan kalınca bir kazığın tepesin, ortasından oyularak geçirilen 5-6m´lik bir sırıktan oluşur. Sırığın iki yanına bire veya ikişer kişi karınları üstüne yatarak, arada ayaklarıyla yerden güç alarak kazığın çevresinde dönerler. Sıtmadan dolayı dalakları büyüyenler onu küçültmek için, ötekiler de oyun olsun diye gıncırdağa binerler.
Gıynak : iç cevizin bölümlerinden biri
Girellik : kiler
Gongak : kırılan, içi çıkartılan cevizin parçalanmamış durumu
Göğsemek : çifleşmeye hazır duruma yaklaşmak (büyükbaş hayvanlar için)
Gölbez : kedi ve köpeğin yavrusu
Gökpakla : taze fasulye
Göynümek : içi geçmeye yüz tutmak
Gubur : foseptik çukuru
Gudde : 1. salgı bezi 2. içinden pazarlıklı
günü : kıskançlık
günücü : kıskanç
günülemek : kıskanmak
DEYİM:
Gag kadar : bir parçacık
Garıncanın kavmi var : herkesin kendisine göre bir kayıranı ve yandaşları olabilir.
Garınca demiş ki ´´Yarım oka yağım eridi´´ : her insanın kendine göre bir ölçü anlayışı vardır.
Gızıl çanaklı : her şeyi herkesten kızınan
Gönlümün gök paklası : olmayacak şeyleri usundan geçiren
Görmelere irmeyesi : dilerim, ölürsün de göremezsin
G.tü düşük : her gördüğünü, her aklına geleni isteyen
Guraf guraf : sürekli ve toplu olarak gelme veya gitme olayı
Günücü kel tavuk : kıskançlıktan ölmek aşamasına gelmek

- H -

Halleşe : düğünlerde hep bir ağızdan ilahi söyleme
Hapaz : avuç
Harpuçlamak : bir şeyleri avuçlayıp avuçlayıp bırakmak
Hedik : aşure
Herbi : oyunda, gelecek bir eylemden doğacak sonucun birkezlik geçersiz sayılacağını bildirmek
Hımbıl : kendisini bırakma hali, uyuşuk davranan
Hımılık : burnundan ve genizinden konuşan
Hıngıldama : ağlar gibi yapma
Hınıs : eli sıkı
Hırlı : yararlı, doğru, dürüst, iyi
Hirk : ekime hazırlanmış sürülmüş toprak
Hiykirmek : soğuk suya girme veya üstüne su sıkılma durumlarında içini çekerek bir ses çıkarmak
Holazan : boş söz, değersiz söz
Hoşurdak : ağzını şapırdatma
Hozan : uzun yıllar ekilmemiş toprak
Höreleme : üstüne çullanma
Hörelembeç : cırcıvık, akıcı, elde avuçta durmayan
Höykürme : içini çekme
Hözmek : mısırın tanesiz koçanı
Huysukmak : alışkanlık haline getirmek
Hüdü : topaç
Hüşgü : gübür
Hüşümlenmek : yalnızken, olaylarda korkuya kapılmak
DEYİM:
Hanım söylerse mubah gelin söylerse kabahat: kendisine yakışanı başkalarına uygun görmemek
Has un : fabrika unu
Hındır keten : güçlükle, ucu ucuna yetişecek denli işlerin yürümesi
Holazan okuma : inandırıcı olmayan boş sözler söyleme
Hörül hörül akma : börek ve benzeri yiyeceklerin çok yağlanması sonucu yağların ele, kola akması (övünmek ve övmek için söylenir)
Höyküre höyküre ağlama : içini çeke çeke sesli olarak ağlama
Hüdü oynamak : topaçla oynamak

- I - İ -

lıncak : salıncak
Imsık : insanlar arasındaki sözlere, sohbetlere katılmadan, sessizce oturan kimse, içine kapanık
Irıplı : gerçek dışı, çok abartılı
Irıltım : işe yaramayan, önemsiz eşyalar
Irussuz : huysuz, sorunlu kimse
Işıdı : kendini çok önemseyen, kendini olağanüstü gören
DEYİM:
Imbıl ımbıl : şişmanlıktan ötürü etlerin sallanması
Ingıl yokuş : gücü kuvveti yetmeyerekten
Ikıl çokul : kendini zorlayarak iş yapmak
İbibik : hüt hüt kuşu
İcot : icat edilmiş
İdare : gaz lambasının küçüğü
İdiklemek : süt veren hayvanların sağılmasından önce, sütünü memelerine indirmesi için, memelerin okşanması
İl : yabancı
İlistir : süzgeç
İmroh : sulama suyunun bekçisi
İti : tatlı
İttiba : uyum, öncelikle
DEYİM:
İbibiğin küçük karısı, yarım elmanın yarısı: kız çocuğun büyüklere özenerek onlar gibi giyinip yetişkinliğini kanıtlama sevdası
İl önüne garşu : başkalarının yanında yapılan ayıplanacak eylemde bulunma
İliğim üzüldü : acıyı en derin yerimde duydum
İliğimi üzme : beni derinden yaralama
İki çifte bir osurmuk : eşekcesine iş yapıp çekilip gitmek
İmil imil akıyor : olgunlaşan meyvelerin yerlere dökülecek gibi olması

- K -

Kanruk : balgam
Kemüre : gübre
Kendürük : un elerken, hamur yoğururken, unun yerlere geçmemesi için, teknenin ve ekmek yapılan yaslağacın altına serilen, terbiye edilmiş, tabaklanmış sığır derisinden yapılmış yaygı
Keperük : suyu çekilmiş meyve
Kepüç : küçük ve yukarı kalkık burun
Kerç : nisbet yapma
Kevrankökü : yerelması
Kevük : pekmez sucuğu yapılırken kullanılan ağaçtan yapılmış çatal
Kezek : sürülmüş tarlada tümüyle ezilmemiş toprak parçası
Kiren : kızılcık
Kirimek : inatlaşmak
Kitibiyoz : kıyımsız, eli sıkı
Küfük : cevizin çürüğü
Kümsümek : pas gibi kokma, kokuşmadan önceki durum
Küre : pekmez yapılan yer
Kürelemek : toptan kötülemek
Küştek : her işe burnunu sokan, her zaman öncülük yapma çabasında olan
Küylek : kova
DEYİM:
Kavga kaşağısı : kavga çıkartmak için olağanca yeteneklerini öne çıkaran ve kavganın sürüp gitmesini sağlayan
Kavgaya tırmık çekmek : ortam uygun olmamasına karşın kavga nedenlerini izleyen
Kemüre kezeği : 1. hayvan pisliğinin kurusu 2. sözü değersiz ve geçerli olmayan
kerç etmek : birisini kızdırmak için kasten onun söylediklerinin aksini savunmak
keser enseli : sürekli inatçılık yapan
kırık yaylı : yürüme özürlü, topal
kolları bedürük gibi : eğrilmeye hazır, rulo yapılmış yün gibi düzgün ve bembeyaz kollar
kulak tozu : kulağın tözü, kulağın arkası
kuru yere kurt düşürmek : hiç olmadık yere olay yaratmak
kümsü kümsü kokmak : bozulmuş gibi kokmak
kül döken : evin hanımı

- L -

öküs : lüküs lambası
Lamçi : yağmurdan korunmak için keöeden yapılan giysi
Lapçin : bir çeşit kundura
Lığlama : bir selin veya nehrin kenarlara taşması veya bir başka yere akaması sonucu tortu ile doldurması
Löllös : biçimsiz ve kaba saba
DEYİM:
Lik like kalkmak : tırısa kalkmak
Lom sözlü : beklenmedik zamanda söylenen kaba ve çirkin söz
Lombadan söylemek : düşünmeden söylenilen söz

- L -

Mada : mide
Mahrama : ev dokuması peşgir
Mandik : topuklara dek uzanan, paçası daracık uzun don
Masaf : büyük tepsi
Mayukdamak : üzüntü anında kedi gibi ses çıkartmak
Mayyoğ : akılsız kaba adam
Meçük : kıçı kırık
Medine : baca kenarındaki delik
Memişane : tuvalet
Merziman : merdiven
Mırmırık : keyifsiz durum
Momucuk : çok korkunç nesne
Mülenbah : bulaştırma, karıştırma
DEYİM:
Madası almamak : 1. midesi almamak 2. isteksiz ve iştahsız olmak
madası bozuk olmak : midesi bozuk olmak
malamat oldum : kepaze oldum
mırığım kırıldı : keyfim kaçtı, beklentilerim boşa gitti
muğur olmak : seçeneklerden önemli olanları yitirip, önemsemediğine razı olmak
mülemma oldum : kendi özüme benzemez bir karmaşaya sürüklendim

- M -

Mada : mide
Mahrama : ev dokuması peşgir
Mandik : topuklara dek uzanan, paçası daracık uzun don
Masaf : büyük tepsi
Mayukdamak : üzüntü anında kedi gibi ses çıkartmak
Mayyoğ : akılsız kaba adam
Meçük : kıçı kırık
Medine : baca kenarındaki delik
Memişane : tuvalet
Merziman : merdiven
Mırmırık : keyifsiz durum
Momucuk : çok korkunç nesne
Mülenbah : bulaştırma, karıştırma
DEYİM:
Madası almamak : 1. midesi almamak 2. isteksiz ve iştahsız olmak
madası bozuk olmak : midesi bozuk olmak
malamat oldum : kepaze oldum
mırığım kırıldı : keyfim kaçtı, beklentilerim boşa gitti
muğur olmak : seçeneklerden önemli olanları yitirip, önemsemediğine razı olmak
mülemma oldum : kendi özüme benzemez bir karmaşaya sürüklendim

- N -

Nasibet : ilgi
Nasibetli : ilgili
Nasibetsiz : doğru dürüst ilişki kurmayan, münasebetsiz
Naşapa : bir çeşit su kabı, maşrapa
Neğseri : olağanüstü soğuk
Noğay : yedekte duran. Özellikle at arabacıları, arabayı çeken atların yanına boş bir at bağlarlar; yokuşlarda o atı da kullanırlar ki, bu ata noğay denilir.
Norbat : sözleriyle ve davranışlarıyla çok kaba insan, nobran
DEYİM:
Nasibetli söz : olaylarla ilgili, uyumlu söz
Nasibetsizlik etmek : yerinde olmayan davranışta bulunmak
Nemarek : benim neme gerek
Ne nasibet : ne ilgisi var ki

- O - Ö -

Oğmaç : hamurla yapılan bir tür yemek
Oklağaç : oklava
DEYİM:
Oluk etmek : pekmez yapmak
Ortalığı mülenbah etmek : etrafı karmakarışık etmek
Oynak kütük : güvenilmez insan
Öğse : yanmış odun veya kömür parçası
Öllük : bebeklerin altına konulan toprak
Örüsger : rüzgar
Öveleme : parmaklar arasında ezme
Özemek : sözü aşırı derece uzatmak, ince eleyip sık dokumak

- P -

Paçur :temizlikten ve düzenden anlamayan
Palaz : kekliğin yavrusu
Payalı : kendine süs veren, kendisini olağanüstü gören
Paysınmak : insanları küçük görmek, insanları önemsememek
Pazvalt : bekçi
Peçe : en küçük su harkı
Penek : basık, yassı
Pevrede : 1. salça 2. marmelat
pına : 1. tavukların uzağa gitmemesi için ayağına takılan ağırlık 2. çarık ve ayakkabının tabanı
pinnik : pinenecek yer, kümes
piyik : bir bütünün en küçük parçası
potura : pudra
pöçük : keçinin kuyruğu (yüzüldükten sonra)
puçulama : olaylar karşısında eli ayağı birbirine dolaştırma, bocalama
pürçek : taranmamış, karışmış saç
DEYİM:
Paçavra hastalığı : grip
Paklavadan pay ummak : çok değerli bir şeyden hakkı olmadığı halde pay beklemek

- R -

Rüktem : grip

- S - Ş -

Sabi : aklı ermeyen çocuk, günahsız
Sağu : yüksek ses
Sahtiyen : işlem görmüş keçi derisi
Saku : ceket
Salgada : varlığı hesaba katılmamış olan
Samaruk : suyu çekilmiş, özelliğini yitirmeye yüz tutmuş olan
Sanıldak : davetsiz konuk
Saykal : türünün en büyüklerinden
Sayyağı : tuzlanmış tereyağı
Sazak : rutubetli soğuk rüzgar
Seğsenmek : hasmına vuracak gibi yapıp korkutma eyleminde bulunmak
Seki (sekü) : yüksekçe yer
Serpenek : şapkanın kasketin siperi
Sındı : makas
Sıpara : kitap
Sırpat : giysilerin çok ıslanmış olması
Sıypınma : kıç üstü kayma
Siklet : aşırı kalabalık
Silgi : kadın çarşafı
Sirke : bit yumurtası
Sitil : küçük kova
Sivsiklenmek : isteyerek vakit yitirmek
Siyme : sızma, üstüne sidik kaçırma
Soğla : uzun süre beklemiş
Soğukluk : semizotu
Sokranmak : duyulması zor biçimde söylenen şikayet anlamında sözler
Soyka : 1. nesne 2. ölünün arkasından çıkarılmış olan giysiler
Söğürtmek : koşmak, seğirtmek
Sölpük : düzensiz
Söyke : işin gelişi
Suğutmak : sessizlik içinde sinirli tavır almak
Süğsün : ense
Sühlü : giyim kuşamına özen göstermeyen
Sümsük : yumrukla birisini kakışlama
Süngüt : kapların kireç tutması
Sürgüç : yer veya bulaşık bezi
Süydürmek : kendisini sürekli olarak kabul ettirebilmek
Süyem : baş parmak ile işaret parmağı arasındaki ayrım
DEYİM:
Sağuyla ağlamak : yüksek sesle ağlamak
Saldur suldur : gelişi güzel, bakımsız
sakamet göstermek : beceriksizce, acemice eylemde bulunmak
sayyağından kıl çekmek : çok kolay işlem
seğirdim oluğu : sulamamacıyla, ırmağın akıntısından yararlanılarak kurulan su dolabının toprağa ulaşmadan önce, su kaplarının birbiri ardından boşalttığı ahşap oluk
seri ele vermek : kendisine sahip olamamak, hastalanınca yatağa düşmek
sildir sildir : etekleri yerleri süpürmek
simsort simsort gitmek : isteksiz isteksiz yürümek
s.ki biteli bir iş yaptı : bugüne değin, yaptığı tek olumlu iş
s.kte sabunda alakası olmamak : ilgili konuyla kesinlikle ilişkisi bulunmamak
soğla toprak : hiç sürülüp ekilmemiş toprak
söp salkı konuşma : düşünmeden konuşma
sözün söykesi : sözün gereği
Şalaka : meyve yerken sularının ele ve ağza bulaşması
Şallak : külotsuz, cinselliği görünen
Şamama : güzel kokulu kavunumsu bitki
Şekermeme : küçükbaş hayvanların kol kısmının 10 cm kadar uzunluktaki bölümü
Şilepe : tatlının ele ve başka şeylere bulaşması sonucu yapış yapış duruma gelmesi
Şimşirek : tüysüz
Şinnemek : yüz bulunca arsızlaşmak
Şivşit : koşut, paralel
Şıpırdaklı : gösterişli bir görünüm içinde olan
DEYİM:
Şamata teli : neşe kaynağı
Şar şar dökmek : ne söylediğini bilmezlik
Şordan beri gelmek : uzaktan gelmek
Şordan ari gitmek : şu taraftan gitmek

- T -

Talaka : yaysız araba
Tavsamak : öfkesi geçmiş olmak
Tenteş : uygun, uyumlu
Terece : dolapların yan taraflarındaki delik
Teykül : nişanlı
Tıkır : çamdan yapılmış su kabı
Tiyin : sincap
Tök : hindi
Törlemek : ishal olmak
Töt : topaç
Tumayı : rastgele
Tuşma : parmakları birleştirerek elin sırtı ile dürtüklemek
Tüğdürmek : yere değdirmeden uzağa fırlatmak
Tüğelemek : yerden sürükleyerek uzağa atmak
DEYİM:
Ta´ğnı cannalası : tanrının canını alması dilenen kimse
Tam çalgı : ince saz
Tumayına gitmek : nereye gittiğini bilmeksizin gitmek

- U - Ü -

Ud (ut) : utanma
Uğra : hamurun açılması aşamasında kullanılan un
Uğunmak : fazlaca acıdan dolayı olduğu yerde kalıp sızlanmak
Utlu : utanmasını bilen, arsızlık yapmayan kişi
Ümüdünya : evren
Ülefe : herkese dağıtılan bolca, bahşiş, padişahlara özgü ikram
Ümük : boğaz
DEYİM:
Ümüğünü sıkmak : boğazını sıkmak

- V -

Vanılamak : bilinçsiz olarak kafa şişirmek, anlamsız sesler çıkartmak
Vittirdek : kurbağaların yumurtadan yeni çıkmış çok devinimli yavruları
DEYİM:
Vağıl vağıl taşmak : kaynayan bir şeyin mayası veya mayası çok gelmiş hamurun kendiliğinden çokça taşması
Varivi : haydi gidiver
Vıııı : Ya! Öyle mi?
Virivi : ne olur bana ver, veriver

- Y -

DEYİM:
yalap yalap yanma : bir yaranın kısa aralıklarla sürekli yanması
Yılan bile toprağı gıdım gıdım yer: bolluk içinde olduğunuz zaman bile tutumlu olmaya özen gösterin
yimeden gidesi : yemeye vakit olmadan ölesi
yüzü sahtiyen gibi : hiç utanması yok

- Z -

Zaptiye : jandarma
Zabın : gelişmemiş
Zavrak : salatalık
Zavzav : oyunda nefes almadan, istenilen yere ulaşmak için kural gereği söylenilen söz
Zavzu : sebze ekilmiş yer
Zere (zare) : belli bir amaca dayalı davranış
Zerze : kapının kilidinin takıldığı yer
Zımzık : yumruk
Zangadan ortaya çıkmak : umulmadık bir zamanda ortaya çıkmak
Zıngadan vurmak : elini ayarlamadan acımasızca vurmak
Zırtaboz adam : terbiyesi kıt, eğitilmemiş kaba insan
Zingirdekli kadın : çalmayı gülmeyi seven kadın

http://www.osmancik.com.tr/




Anket
Kamil Köyü Web Sitemizin Tasarımını Değiştirelimmi?
Evet
Bu Şekil Çok Güzel
Oylar : 93

 

 

 
_____   SPONSOR FİRMALAR   _____
 
  
 
 
  
 
 
  
 
 
  
 
 
  
 
  
 
  

Kamil Köyü web sitemiz; Tüm köy halkı adına onların düşüncelerini, yaşantısı ve hayatını gelecek nesillere aktarma düşüncesi ile hazırlanmıştır.

Copyright 2007 - 2019

                                                                                                                                                                                                                                                                                               Design Dilernet